GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR
  DOKTORUNUZ DİYOR Kİ!!
 
Göz Kusurları
 
Genel Göz Muayenesi

Gözlerimiz 5 duyu organımız arasında bize dünyanın güzelliklerini gösteren, hayata bağlayan, öğrenme ve algılama yeteneğimizi harekete geçiren ilk ve en önemli organımızdır. Gözlerimizi düzenli şekilde muayene ettirmek sağlıklı ve mutlu bir yasam sürmemiz için son derece önemlidir. Gözlük kullanan veya kullanmayan 40 yaşın üzerindeki bir erişkinin şikayeti olmasa bile yılda bir kez göz muayenesi yaptırması gereklidir. Çocuklarda bu süre doktorun önerisine göre 6 ayda bir, hatta bazı özel durumlarda daha sık olabilir. Şikayeti olmayan bir çocukta 3. yaş ilk göz kontrolü için idealdir.

UNUTULMAMALIDIR Kİ GÖZ MUAYENESİ SIRASINDA ŞEKER HASTALIĞI, BEYİN TÜMÖRLERİ, AIDS GİBİ BİR ÇOK HASTALIĞIN TANISI KONULABİLMEKTEDİR.

GÖZ MUAYENESİNİN AŞAMALARI

GÖRME KESKİNLİĞİ TESTİ

İnce detayları görebilme yeteneğimiz, giderek küçülen rakamlardan oluşan testlerle ölçülür

GÖZLÜK MUAYENESİ

Gözümüzde oluşan kırma kusuru nedeniyle net görememe durumu gözlük ihtiyacını doğurur.

GÖZ KAPAKLARININ MUAYENESİ

Göz kapakları, gözyaşı bezleri, gözyaşı boşaltım sistemi ve göz etrafındaki alanların durumu incelenir.

GÖZ KASLARININ MUAYENESİ

Gözün iç kasları, gözbebeğinin hareketini kontrol eder. Gözün dış kasları da gözlerin paralel durmasını sağlar. Şaşılık ve çift görme muayenelerinde göz kaslarının durumu belirlenir.

GÖZ TANSİYONU ÖLÇÜMÜ

Otomatik ya da manuel yöntemler yarımı ile göz içi basıncı saptanır.

BİOMİKROSKOBİK MUAYENE

Kornea, iris, lens ve vitre detayları incelenir.

7. GÖZ DİBİ MUAYENESİ

Bu muayene ile retina dekolmanı, glokom, hipertansiyon, beyin tümörü ve vücuttaki çeşitli hastalıklara ait belirtiler saptanabilir.

REFRAKSİYON – KIRILMA KUSURLARI

GÖRME KUSURLARI


Baktığımız cisimlerden yansıyan ışınlar öncelikle gözün önündeki saydam tabaka ( Kornea ) ve içindeki mercek ( Lens ) tarafından kırılarak gözün en arkasında yer alan ve sinir liflerinden oluşan " Retina " tabakası üzerine odaklanır. Retinada oluşan cismin görüntüsü optik sinir vasıtasıyla beyindeki görme merkezine taşınır ve görme oluşur.

Gözün Anatomisi

Baktığımız cisimlerden yansıyan ışınlar öncelikle gözün önündeki saydam tabaka (Kornea ) ve içindeki mercek ( Lens ) tarafından kırılarak gözün en arkasında yer alan ve sinir liflerinden oluşan " Retina " tabakası üzerine odaklanır. Retinada oluşan cismin görüntüsü optik sinir vasıtasıyla beyindeki görme merkezine taşınır ve görme oluşur.













Kornea ve mercekte kırılan ışınlar tam olarak retina üzerinde görme merkezine düşüyorsa hiçbir kırma kusuru yoktur ve net bir görüs elde edilir.
Kornea ve mercekte kırılan ışınlar görme merkezinin önünde odaklanıyor ise, göz uzaktaki cisimleri net göremez. Bu durumda Miyopi denir.




Net bir görüş için korneanın her ekseninde kırılan ışınların görme merkezinde odaklanması gerekir. Astigmatizma’ da belli eksenlerde kırılan ışınlar görme merkezinde odaklanmazlar. Görüntü uzakta da, yakında da net değildir ve kişi cisimleri gölgeli görür. Kornea ve mercekte kırılan ışınlar görme merkezinin arkasında odaklanıyorlarsa, göz yakını net göremez. Bu durum Hipermetropi olarak tanımlanır.

KATARAKT NEDİR ?

Katarakt yaşlılık belirtisi olup, sıklıkla 60 yaşın üzerindeki kişilerde görülür ve nadiren doğuştan da olabilir. Bunların dışında göze gelen darbeler, kişinin diyabet hastası olması, geçirilmiş göz içi iltihapları, bazı ilaçların (kortizon gibi) uzun süreli kullanımı da katarakta sebep olabilir.
Kataraktın sebepleri…

• Doğumsal katarakt
• Yaşa bağlı katarakt
• Travmaya bağlı katarakt
• Uv ışınlarına bağlı katarakt
• Sistemik hastalıklara bağlı katarakt

Yaşlanan insanlarda kırışıklıklar ve saçtaki beyazlamalar gibi kataraktla da karşılaşılır. En çok yaşlanmanın etkisiyle katarakt oluşumuna rastlanır. Bunun dışındaki nedenleri ise travmalar dan sonra, aşırı X ışını ya da güneş ışığına maruz kalan gözlerde, sigara içenlerde, genetik faktörler, göz ameliyatı, gözdeki yara, şeker hastalığı, bazen de doğuştan katarakt olabilir.

Kataraktın belirtileri…

• Çift görme
• Şekilsiz veya bulanık görme
• Renklerin zor veya soluk algılanması (özellikle mavi)
• Akşamları görmede zorluk yaşanması veya Gece körlüğü
• Parlak ışıkların etrafında halo ya da kamaşma
• Kontakt lens veya gözlük numaralarının sık sık değişmesi
• Derinlik hissinin kaybı
• Göz yorgunluğu ve baş ağrısı
Katarakt hastalığı nasıl teşhis edilir?
• Görme keskinliği testi
• Gözbebeği büyütülmesi
• Biyomikroskopik muayene


Glokom (Göz Tansiyonu) nedir?

Belirti vermeyen sinsi bir hastalık olup erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde sonucu görme kaybına kadar varabilen bir hastalıktır. Bu sebeple her yıl düzenli göz muayenesi olarak göz tansiyonu kontrol edilmelidir.

Glokom, görme siniri hasarının oluştuğu bir dizi durum için kullanılan bir terimdir. Bu hasarın karakteristik özellikleri ve görme üzerine etkileri vardır. Bu hasarın başta gelen nedeni göz içindeki basıncın yüksekliğidir, ancak görme sinirinin dolaşımının bozulduğu, doku zaafiyeti veya yapısal bozuklukların görüldüğü durumlarda görme siniri basınca daha duyarlı hale gelebilir ve basınç yükselmeksizin de hasar gelişebilir.

Glokom, sıklıkla göz içi basıncının yükselmesi ve buna bağlı olarak görme sinirinin hasara uğramasıdır. Göz içinde sürekli bulunan ve bazı kanallarla dışarı atılan göz sıvısı vardır. Bu sıvı; göz merceği ve saydam tabakanın beslenmesini sağlar. Bu üretilen sıvı dışarı atılamadığında göz içi basıncı artar ve görme siniri hücreleri hasara uğrar. Bu döngü sonucunda kalıcı görme kaybı ortaya çıkar. Az sayıda olguda ise; göziçi basıncı yükselmeksizin, görme sinirinin direnci düşer ve benzer görme siniri hasarı oluşur.

Glokomun sebepleri…

Göz içine berrak göz sıvısı salgılanır ve daha sonra göz dışına emilir. Deponun çıkışı tıkanırsa su depoda birikir ve basınç artar.

Glokomun belirtileri…

• Sabahları belirginleşen baş ağrılar,
• Zaman zaman bulanık görme,
• Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi,
• Televizyon izlerken göz etrafında ağrı,

Glokom riskini artıran faktörler nelerdir?

• 35 yaşının üzerinde olması,
• Ailede glokom öyküsünün olması (genetik yatkınlık)
• Sigara kullanılması,
• Şeker hastalığının olması,
• Şiddetli kansızlık veya şok geçirmiş olması,
• Yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu),
• Yüksek Miyopi,
• Yüksek Hipermetropi,
• Migren,
• Uzun süreli kortizon tedavisinin alınması,
• Göz yaralanması geçirilmiş olması,
• Zenci ırkından olması,

Bu özelliklere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksek olduğu için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur.

Şaşılık nedir?

Şaşılık gözlerin paralelliğinin bozulması durumudur. Organlarımız içinde hareket yönünden en mükemmel özeliklerle donatılmış olanı gözlerimizdir. Gözün hareketini gözün dışına yapışan kaslar sağlar. Her bir gözde 6 adet kas bulunur;
• İÇ REKTUS
• DIŞ REKTUS
• ÜST REKTUS
• ALT REKTUS
• ALT OBLİKLER
• ÜST OBLİKLER
Bu kaslar gözleri uyum içinde hareket ettirerek devamlı birlikte odaklanmayı sağlarlar. Bu kasların bir veya birkaçının görevini iyi yapamaması durumunda şaşılık meydana gelir. Bebeklerde ilk 3 ayda ara sıra olan göz kaymaları normaldir. Çünkü bu döneme kadar bebekler gözlerini parallel tutan her iki gözüyle algılama yeteneğini geliştirmemişlerdir. Daha sonra olan kaymalar mutlaka göz hekimince değerlendirilmelidir.

Doğumdan hemen sonra ve çocukluk döneminde gözlerin görünen ve görünmeyen rahatsızlıklarında mutlaka bir uzman hekime gösterilmesi ve tedavisi gerekmektedir.

Şaşılık, görme bozukluklarından, kas anomalilerinden veya felçlerinden kaynaklanır. Büyüklerde de yüksek tansiyon, şeker hastalığı, damar hastalığı olan kişilerde veya çarpma ve kazalara bağlı olarak oluşabilir. Kas felçlerine bağlı olmadan oluşan şaşılıkların birçok nedeni olabilir. Yüksek hipermetropi, miyopi veya astigmatizma bebekte her iki gözde veya tek gözde kaymaya neden olabilir. Gebelikte geçirilen hastalıklar, zor doğum, erken ve düşük kilolu doğum, bebekte görme problemlerine ve buna bağlı gözde şaşılığa yol açabilir. Ailesel yatkınlık şaşılıkta rol oynar. Ailede gözünde kayma olan varsa bebekler muayene edilmelidir, kayma her zaman ortaya çıkmayabilir ama ateşli bir hastalık veya bir yerden düşme sonrası şaşılık başlar. Beyni ilgilendiren bazı hastalıklar şaşılıkla karşımıza çıkabilir. Bir de çok önemli olarak bazı tümörler sadece gözde kayma ile kendini gösterebilir.

Şaşılık sebepleri…

Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Hamileliğin nasıl geçtiği, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar şaşılık için risk faktörü oluşturabilir. Şaşılık için genetik yatkınlık söz konusudur yani ailede gözünde kayma olan varsa ortaya çıkma şansı daha fazladır.
Çocukluk döneminde yani 2 yaşından sonra görülen şaşılıklarda genellikle neden kırma kusurudur. Yatkınlığı olan bir çocukta gözdeki kayma ateşli bir hastalık veya bir travma (düşme, ameliyatlar, kazalar) sonrası başlayabilir.
Göz kaslarımızın hareketini yöneten merkez beyindedir, bu nedenle sinirlerde oluşan felçler de gözde kaymalara neden olur. Geçirilen kazalar, kafa travması, ateşli hastalıklar ve ileri yaşta hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi bazı durumlarda göze gelen sinirlerde felçler oluşabilir. Bu şekilde oluşan şaşılıklarda tedavi felcin kalıcı olup olmamasına bağlı olarak değişebilir. Çocuklarda göz tembelliği, büyük yaş grubunda ise çift görmeye neden olabileceği için mutlaka tedavisi gereklidir.

Şaşılık belirtileri…

• Gözde paralelliğin kaybolması
• Yaşarma
• Ağrı
• Baş ağrısı
• Çift görme
• Üç boyutlu görüntünün kaybolması
• Bulanık görme
• Baş veya yüzün bir yana dönük olması
Bebeklik ve çocukluk döneminde olan kaymaların bir kısmı yalancı kaymalardır. Yalancı kayma, göz kapaklarının ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltılıcı bir görünümdür. Bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır.
Devamlı olarak hep aynı gözün kayması görmenin o gözde daha az olduğunun belirtisidir ve önemlidir. Bu nedenle tek gözünde kayma olan bebek ve çocuklar hemen göz muayenesine götürülmelidir.

Şaşılık çeşitleri…

Şaşılıklar gözlerin kaydığı yönlere göre adlandırılır.
• İçe şaşılık ( Ezotropya )
• Dışa şaşılık ( Ekzotropya )
• Yukarıya şaşılık ( Hipertropya )
• Aşağıya şaşılık ( Hipotropya )
Bu sınıflandırmanın dışında kalan özel şaşılık tipleri de vardır;
• Erişkin yaşlarda görülen şaşılık
Erişkin çağda ortaya çıkan şaşılıklar ise göz hareketlerini yöneten sinirlerde çeşitli sebeplerle (travma, diabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, çeşitli enfeksiyonlar, tümörler veya zehirlenmeler) meydana gelebilir. Öncelikle nedene yönelik tedavi yapılmalıdır. Genellikle çift görme şikâyetinin de olduğu bu kaymalarda belirli bir süreyi takiben cerrahi gerekebilir. Şaşılık tedavisinde gözlük kullanımının yanı sıra özel aletlerle yapılan ortopedik tedavi, kapama tedavisi, çeşitli damlalarla medikal tedavi ve cerrahi tedavi uygulanabilir.
• Gizli Şaşılık
Gizli şaşılık gözlerden biri kapatılınca ortaya çıkan şaşılıktır. Toplumda gizli kayma oldukça sık olarak görülür. Her iki göz açıkken birleştirici bir mekanizma ile beyin gözlerin paralel durmasını sağlar. Ancak gözlerden biri kapatıldığında bu mekanizma bozulur ve kapatılan gözde kayma oluşur.
Hasta genellikle kaymanın farkında değildir ve gözlerde yorgunluk hissi, kızarıklık, ağrı, kuruluk hissi ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle başvurur. Eğer hastada bir görme kusuru da var ise bu şikayetler daha erken ortaya çıkar. Özellikle yakın okuma sonrasında hasta baş ağrısından şikayetçi olur.
Gizli şaşılık uygun gözlükler ve ortoptik (aletlerle) egzersizlerle tedavi edilebilir.

Şaşılık hastalığı nasıl teşhis edilir?
Şaşılık bir çok nedenden kaynaklandığı için tedavi de kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Bir kısım şaşılıkta gözlükle tedavi oldukça başarılıdır. Çocuk gözlüğünü taktığında şaşılığı düzelir. Yaş ilerledikçe kaymayı kontrol edebilme özelliği kazanabilir ve gözlüğü çıkardığında da artık gözü kaymaz. Bazen gözlük tedavisinin yanı sıra hasta ortoptik tedavi ve egzersiz programlarına alınabilir.
Gözlükle ve egzersiz programlarıyla düzelmeyen şaşılıklarda, doğumsal şaşılıklarda, baş pozisyonunun olduğu hastalarda tedavi cerrahi girişimdir. Operasyon tercihan genel anestezi altında yapılır. Ameliyat sonrası göz kapatılmayabilir. Hastanın hastaneden çıkış zamanı anestezi durumuna bağlıdır. Ameliyat sonrası ağrılı değildir, hastada batma hissi olabilir. Hasta verilen damlaları kullanır ve gözlüğünü takabilir. Ameliyattan 1 hafta sonra çocuklar okullarına, erişkin hastalar da işlerine dönebilirler. Gözlerdeki kızarıklık yaklaşık 2-3 hafta sürer, damla kullanımıyla tedrici olarak azalır.

Göz Tembelliği
Göz tembelliği bir gözün diğerine göre daha az görme kapasitesinin olması durumudur. Uygun yaşlarda tedavi edilmez ise görme hep az olarak devam eder. Nadiren yüksek numaralarda her iki gözde de görülebilir. Görme bebeklikten itibaren beynin öğrendiği bir yetenektir. Bebek yeni doğduğunda silüetleri ayırd ederken yaklaşık 6 aylık olduğunda bilinen anlamda renkli ve üç boyutlu görmeyi öğrenir. Eğer bir gözde diğerine gore daha yüksek bir kırma kusuru, kayma veya katarakt gibi görmesini engelleyecek bir bozukluk var ise o göz bulanık görmeyi öğrenir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde tedavi edilmez ise bu durum kalıcı olur.
Göz tembelliği önlenebilir görme kaybıdır. Uygun gözlük ve tembel gözün çalıştırılması amacıyla sağlam göze yapılan kapama tedavinin aslını oluşturur. Çocuk 3 yaşından büyük ise ortoptik tedavi ile tembellik tedavisi sürdürülebilir ve her iki gözle görme yeteneği kazandırılmaya çalışılır.
Erken teşhis edilen göz tembelliğinin tedavisi oldukça basittir. Tedavide iyi gören göz belirli zamanlarda kapatılarak tembel gözün çalıştırılması en sık kullanılan yöntemdir. Göz tembelliğinin tedavisinde cerrahinin yeri yoktur.

Nistagmus
Gözlerin ritmik titreşimi olarak tanımlanan istemsiz hareketleridir. Gözlerde bu ritmik hareket amplitüd (salınmanınım olarak büyüklüğü)hız ve yön olarak değerlendirildiğinde çoğu zaman simetriktir. Ender olarak da simetrik olmaya bilir.
Nistagmus teşhisi…
• Yakın ve uzakta baş pozisyonu ile nistagmusta azalma veya ortadan kalkıp kalkmadığı
• Belli bir bakış pozisyonu ile ortaya çıkıp çıkmadığı
• Nistagmus ile baş haraketi mevcudiyeti de değerlendirilir.
Hastalarda belirtilen hikaye nistagmus için değerlendirildikten sonra tam göz muayenesi yapılmalıdır.

Çocuklarımız, geleceğimiz, en kıymetli varlıklarımız. Onların üzerine titrer, uykusuz geceler geçiririz. Sağlıklı yetişmeleri için kendi sağlığımızı bile ihmal edebiliriz. Ama bazen bilgi eksikliğinden kaynaklanan ihmaller sonucu çocuklarımız ileri yaşlarda tedavisi çok zorlaşan sorunlarla karşılaşabilirler. Bu sorunların en önemlilerinden ikisi özellikle küçük yaşlarda ortaya çıkan ve erken teşhis durumunda başarıyla tedavi edilebilen ŞAŞILIK ve GÖZ TEMBELLİĞİ’DİR.
Göz muayenesinin belli bir yaşı yoktur. Şikâyeti olan çocuk hangi yaşta olursa olsun muayene edilebilir. Çocuğun muayeneye müsade etmediği durumlarda uyutucu, sakinleştirici ilaçlar kullanılır, onlarla da verimli sonuç alınamadığı takdirde genel anestezi verilerek muayenesi tamamlanır.Çocukların hiçbir şikayeti olmasa bile 3-4 yaşlarına kadar en az bir defa göz muayenesinden geçmiş olmaları gerekir..

Erken teşhis ve tedavi uygulanmayan çocukların gözleri estetik problemin yanı sıra ömür boyu az görmeye mahkûm olurlar...

ÇOCUKLARDA ŞAŞILIK…

Gözlerimiz tam karşıya bakarken birbirine paraleldir. Paralelliğin bozulmasına şaşılık ( STRABİSMUS) denir. Organlarımız içinde bağımsız hareket yönünden en mükemmel özeliklerle donatılmış olanı gözlerimizdir. Gözün hareketini sağlayan dış kaslardır. Her bir gözde bulunan 6 kas ( adale ) gözü çeşitli yönlere doğru hareket ettirir. Bu kasların birinin ve bir kaçının görev yapamaması durumunda şaşılık meydana gelir.
Şaşılığın nedenleri…
Şaşılık genellikle çocukluk çağında ortaya çıkar. Özellikle bebeklerde daha fazla olmak üzere şaşılıkların bir kısmı yalancı kaymadır. Yalancı kayma, göz kapaklarının ve göz kürelerinin yapısı veya optik eksenlerden birinin düzensizliği nedeniyle ortaya çıkan yanıltıcı bir görünümdür. Bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır. Şaşılığın oluşmasında tek bir neden söz konusu değildir. Hamileliğin nasıl geçtiği, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar, havale veya göze ait hastalıklar şaşılık için risk faktörü oluşturabilirler.


ÇOCUKLARDA KATARAKT

Doğuştan katarakt…
Genellikler 60’lı yaşlarda görülen katarakt bebeklik çağlarında da görülebilir. Bebeklik çağında görülen katarakt doğuştan olabildiği gibi hayatın ilk yıllarında da ortaya çıkabilir.
Nedenleri…
Annenin gebelik döneminde geçirmiş olduğu enfeksiyon, gebelikte kullandığı ilaçlar başlıca nedenlerdir. Altını çizerek belirtmek gerekir ki bazen de hiçbir neden olmadığı halde bazı çocuklarda yine de “doğuştan katarakt”a rastlanabilir.
Belirtileri…
• Bir göz bebeğinin diğerinden farklı olması; Katarakt olan gözün beyaz ve donuk renkte olduğu görünebilir
• Göz kayması ( şaşılık ); Özellikler bebeklik çağlarında ortaya çıkan göz kaymalarında esas nedenin “Konjektival Katarakt” olabileceği unutulmamalıdır.


BEBEKLERDE KORNEA HASTALIKLARI…

Korneanın yapısının hassas oluşundan kaynaklanan ve herhangi bir darbeyle oluşabilecek çizikler veya yabancı cisim, mikrobik hastalıkları, bebeklerde de görülebilir.
• Gözde aşırı sulanma,
• Kırpıştırma,
• Işığa tahammülsüzlük,
• Çapaklanma,
• Gözde kızarıklık gibi belirtiler bebeğin kornea dokusunda olan bir enfeksiyonu, zedelenmeyi veya yabancı cismin belirtisi olabilir.
Ayrıca bebeklerde üveit yani göz içi inflammasyonu nadirdir ve genellikle tümör gibi altta yatan başka bir nedenden kaynaklanır.
Bebekte bu tarz şikâyetler var ise zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurulması gereklidir.

ÇOCUKLARDA GÖZ TEMBELLİĞİ…

Göz tembelliği, toplumda sık rastlanan, çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Fark edilmesi zordur ve fark edildiği zaman da genellikle tedavi aşamasını geçmiş olmaktadır. Zamanında tanı konduğunda tedavisi en kolay hastalıklardan biridir.
Göz tembelliği gözün sinir tabakasını ve sinir yollarını tutan belirgin bir hastalığın olmamasına rağmen kişinin görmesinin herhangi bir şekilde artırılamaması olarak tanımlayabiliriz. Oluşum mekanizması, kullanılmayan sinirin atıl duruma geçmesi şeklindedir. Yani gözün öndeki kırıcı ortamlarından görüntü bir şekilde sinir tabakasına ulaşmaz ya da bulanık olarak oluşacak olursa kişi de göz tembelliği oluşur. Göz tembelliğine sebep olan durumların bir an önce ortadan kaldırılması ve görme sinirinin uyarılmaya başlanması gerekir. Bu sebepler;

• Şaşılık
• Anizometropi (İki göz arasında bir numaradan fazla fark olması ya da her bir gözde ayrı ayrı yüksek astigmatizma,miyopi veya hipermetropi varsa kişide göz tembelliği gelişebilir.
• Diğer göz hastalıkları (Kornea, iris, lens ve vitreus gibi gözün kırıcı ortamlarının kesiflik veya anormal pozisyonda olmaları ile ilgili hastalıklar. En sık görülen tipi de kataraktlardır. Ayrıca göz kapağı hastalıklarda görme eksenini kapayarak göz tembelliğini oluşturur.
Bu hastalığın tedavisi 10 yaş içerisinde yapılır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç o denli başarılı olacaktır.
Göz tembelliği tanısı zamanında konulduğu takdirde sağlam göz kapatılarak beyne bulanık gören gözün de gördüğü sinyali verilir. Kademeli olarak gözdeki görme yeteneğinin düzeltilmesi hedeflenir. Daha sonra gözlük verilerek iki gözünde kullanılması sağlanır.

ÇOCUKLARDA GÖZKAPAĞI HASTALIKLARI…

Bebeklerde doğuştan bir takım gibi yapısal bozukluklar görülebilir;
• Üst göz kapağının düşüklüğü,
• Göz kapaklarının aralığının dar olması,
• Burun kökünde fazlalık deri kıvrımları,
• Gözler arasındaki mesafenin normalden fazla veya az olması..
Yukarıda belirtilen bozukluklar görmeyi tehdit edici boyutta değiller ise ameliyat geciktirilebilir veya yapılmayabilir. Bebekte görme, kapak düşüklüğü veya diğer yapısal problemler nedeniyle etkileniyor ise yani kapak düşüklüğü göz bebeğini kapatıyor ise ve bu durum özellikle gözlerin birinde ise tedavide gecikmemek gereklidir. Bebeklerde kapak enfeksiyonları da görülebilir. Bu nedenle kapak ve kirpik temizliği çok önemlidir. Arpacık ve arpacığa benzeyen kapakta şişlik yapan enfeksiyon hastalıkları bebeklerde beklemeden tedavi edilmelidir. Çünkü kapak şişliği ve basıya bağlı göz dokularında deformasyon ve göz tembelliği oluşturma riski bulunmaktadır. Allerjik hastalıklar da bebeklerde görülebilir. Allerjiler bebeklerde 6. aydan sonra görülür, kaşıntı ve sulanmaya neden olabilir.

ÇOCUKLARDA GÖZ SULANMASI…

Çocuklarda doğuştan itibaren görünen göz sulanmasının nedenin çok sık rastlanan gözyaşı kanalındaki tıkanıklık sorumlu olabilir. Kanal tıkanıklığı;
• Erken doğmuş bebeklerde,
• Erkek bebeklerde,
• Sezaryen bebeklerinde daha fazla görülebilir.
Çünkü ana rahminde kanalın ağzı zarla örtülüdür ve genellikle doğum sırasında veya doğumdan birkaç gün sonra açılır. Bu tıkanıklıklar gözde sulanma ve çapaklanmaya neden olabilir. Bu durum genellikle geçicidir, uygun damla ve masaj ile % 90 lara varan oranlarda düzelebilir.
Gözyaşı kanalındaki tıkanıklık 1 yaşına kadar düzelmez ise sonda uygulaması ile çözümlenebilir. Sonda uygulamasına rağmen düzelmeyen hastalarda ameliyat gerekebilir. Doğuştan itibaren olan çapaklanmalar gözü tehdit edebilen enfeksiyon hastalıklarına bağlı olabileceği için mutlaka göz hekimince görülmelidir.

GÖZDE ÇAPAKLANMA VE KANLANMA…

Konjonktivit dediğimiz göz yüzeyini örten ince saydam zarın iltihabına işaret eden bir takım belirtiler vardır, bu şikâyetler bazen korneanın iltihaplanması durumunda da görülebilir.
• Gözlerde yanma
• Batma
• Kaşıntı
• Kanlanma
• Çapaklanma
Gözde bu tip şikâyetlere neden olan üçüncü bir yapı ise kapaklardır. Konjonktivanın iltihapları;
• Enfeksiyöz,
• Alerjik,
• İmmünolojik,
• Toksik
• Travmatik olabilir.

Enfeksiyöz olanlar bakteri, virüs ve parazitlere bağlıdır. Genellikle temizlik kurallarına riayet edilmediği ve hastalıklı kişilerin eşyaları ortak kullanıldığı zaman meydana gelirler. Ayrıca bünyenin zayıflaması da enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Bebeklik döneminde meydana gelen konjonktivitler çok şiddetli olabilir. Allerjik kökenli konjonktivitler genellikle bahar aylarında çıkarlar. Kaşıntı ve sulanma ön plandadır. Bazı alerjik durumlar çok şiddetli seyredip görmeyi dahi bozabilir.


Sonuç olarak;0–16 yaş grubundaki çocukların göz sağlığı için doğduktan hemen sonra, çocuk 6 aylıkken, okula başlamadan önce ve okul süresince göz sağlığı için düzenli göz muayenelerinin yapılması gereklidir.


Retina nedir?

Retina görmemizi sağlayan ışığa duyarlı hücreleri (kon ve rodlar)ile sinir liflerini içeren bir tabakadır. Retina adını verdiğimiz ağ tabakası tıpkı bir duvar kağıdı gibi göz küresinin arka duvarını kaplar.Retina milyonlarca görme hücresinden oluşur.Retinayı oluşturan bu hücreler sinir lifleriyle görüntüleri görme sinirine ulaştırırlar.Görme siniri 1,5 milyon sinir lifi içerir ve adeta elektronik bir kablo gibi görüntüyü beyne iletir.Başka bir benzetmeyle retinayı sinemada üzerine film görüntüsünün düştüğü beyazperdeye benzetebiliriz.Bu perdedeki herhangi bir bozukluk nasıl filmin bozuk izlenmesine sebep oluyorsa retinadaki bozukluklarda görüntünün beyne yanlış iletilmesine hatta hiç iletilmemesine neden olur.

Makula Dejenerasyonu

Halk arasında Sarı Nokta Hastalığı ya da Yaşa Bağlı Görme Kaybı olarak da isimlendirilen Makula dejeneresansı gözün görme merkezinin tahribata uğramasıdır. Görme zamanla kademeli olarak azalır ve merkez karanlık bir odacık haline gelir. Merkez çevresindeki retina sağlam olduğundan körlük olmaz ancak görme azalır. Daha önce hastalığı durduracak yada tedavi edecek hiçbir yöntem olmadığı halde uzun yıllardır devam eden çalışmalar neticesinde 2000 yılından itibaren bu hastalık Fotodinamik Tedavi adı verilen yöntemle tedavi edilmeye başlanmıştır.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu
Görme merkezinde (makula) yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir bozukluğu anlatır.

Bağlı ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki en başta gelen görme kaybı nedenidir. Yaşlı nüfusundaki artış göz önüne alındığında bu hastalığın önemi de artmaktadır. Hastalığın görülme oranı 65 yaşın üzerinde %3 iken, 75 yaşı geçenlerde %15’ lere varmaktadır. Ayrıca yaş ilerledikçe iki gözdebirden görülme sıklığı artar.
Hastalığa yol açtığı düşünülen çeşitli etkenler
Kalıtım, güneşin ultraviyolet etkisi, vitamin eksikliği, aşırı kilo alımı, damar sertliği, sigara, küçük tansiyondaki yükseklik, kalp büyümesi, şişmanlık, açık renkli gözler…
Belirtileri

Hastalarda bazen belirti vermeyebilir, fakat ilk etapta rastlanan belirtileri aşağıda sıralanmıştır.
• Çarpık görme,
• Küçük görme,
• Bakılan alanda koyu bir leke görme gibi...

ŞEKER HASTALIĞINA BAĞLI RETİNA RAHATSIZLIĞI

Dünyada her 20 kişiden birisinde olduğu tahmin edilen şeker hastası sayısının ülkemizde ise 5 milyon kişiye yaklaştığı bildirilmektedir. ABD’ndeki toplam şeker hastası sayısının iki yıl öncesine göre 15% oranında artış gösterdiği hesaplanmıştır. Her üç şeker hastasından birisinin, gizli şeker hastası olduğunu belirtirsek toplumun bu konuda aydınlatılmasının ne kadar önemli olduğu aşikardır. Şeker hastalığı, vücudun tüm organlarını etkilemekle beraber, göz ve böbrek birinci derecede tutulmaktadır. Tanısında geç kalınıp, uygun tedavi edilmezse körlükle sonuçlanan gözdeki ağ tabakasının tutulumuna diabetik retinopati adı verilir. Şeker hastalarında gözün etkilenme oranı 40%’tır, diğer bir anlatımla, HER ON ŞEKER HASTASININ DÖRDÜNDE GÖZÜN AĞ TABAKASI ETKİLENMEKTEDİR. Ülkemizde iki milyona yakın kişide şeker hastalığına bağlı gözde ağ tabakası rahatsızlığı olduğu tahmin edilmektedir.

Şeker hastalığı, gözün yalnızca ağ tabakasını değil tüm dokularını etkileyen bir hastalıktır. Bu nedenle ayrıca, katarakt, glokom (göz tansiyonu), göz siniri felçlerine, görme siniri kuruması (optik atrofi) ve kuru göz hastalığına yol açabilir.
Eğer şeker hastalığına bağlı ağ tabakası rahatsızlığında tanı erken konulursa, uygun ve yeterli tedavi uygulanırsa, körlüğü 90% oranında engellemek mümkündür.
Şeker hastalığındaki ağ tabakası rahatsızlığının tedavisinde başarı oranı, erken tanıyla ve şikayete yol açmadan önce, periyodik olarak 6 ay veya hiç olmazsa en az yılda bir göz dibi kontrollerini yaptırmasıyla artar.


Astenopi nedir?
Astenopi =Asthenia+ope(sight=görüş) =Görüş zayıflığı(yorgunluğu)
Baş ve göz ağrıları içinde oldukça büyük bir paya sahip olan astenopi gözlerin aşırı kullanımına bağlı(bilhassa yakın çalışmalarda)göz ve çevresinde ortaya çıkan huzursuzluk, gerginlik, sıkıntı hissi, gözlerin çabuk yorulması, zorlanması, tükenmişlik hissi ile birlikte ortaya çıkan dayanılmaz baş ağrıları kompleksidir. Astenopili böyle hastalarda ayrıca, gözlerde yanma hissi, sulanma, batma, kaşınma, uğuşturma, kapaklarda ve gözlerde kanlanma, ışık hassasiyeti, yorgunluk hissi, yazılarda karıştırma,bulanıklaşmave çoğu zaman çift görme de mevcuttur.Hasta okumaya kısa bir ara verdiğinde bu tip şikayetleri azalmakta fakat çalışmaya devam ettiğinde tekrar aynı şikayetler bu sefer daha şiddetli olarak ortaya çıkmakta önceki şikayetlere,göz çevresinde,kaş bölgesinde,frontotemporal bölgelerde hatta oksipital bölgedeki şiddetli ağrı ve tazyil hissi eşlik etmektedir.Zaman zaman da oksipital bölgedeki ağrılar,boyuna hatta omuzlara yayılmakta servikal ve omuz adalelerindeki kontraksiyona bağlı hassasiyete dispepsi,bulantı,baş dönmesi vs. gibi visseral şikayetler de eklenmektedir.

Astenopi nedenleri
• Düzeltilmiş refraksion kusurları
• Uygun olmayan aşırı refraktif düzeltmeler
• Uygun olmayan yeni gözlüklet
• Ekstraoküler adalelerdeki imbalans
• Konverjans zayıflığı, yetersizliği, yorgunluğu
• Gözlerin uzun süre aşırı bir şekilde kullanılması
• Metabolik bozukluklar
• Retina ve yüksek vizüel merkezlerin yorgunluğu

Korneaya yabancı cisim kaçmasının sonuçları nelerdir?
Toz, demir çapağ gibi yabancı cisimler epitel abrazyonuna neden olup korneaya gömülebilirler. Bu durumda hasta şiddetli batma şeklinde ağrı, sulanma, kızarıklık, fotofobi yakınmaları ile başvurur.
Bu hastalarda konjonktival forniksler dikkatle kontrol edilir, olası yabancı cisim varlığı araştırılır. Yabancı cisim fazla gömülü değilse lokal anestezik damla göze damlatıldıktan sonra steril iğne ucu ya da yabancı cisim forsepsi oblik pozisyonda tutularak mümkünse biomikroskopik bakı altında, kazınarak çıkarılır. Proflaktik olarak antibiotikli damla başlanıp epitel iyileşene kadar göz baskılı şekilde kapatılır.